Dağ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dağ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2016 Pazar

Giresun/Sis dağı





2015 yılı Temmuz ayında gerçekleştirdiğimiz Altıparmak dağı gezimizin hemen ardından, bölgede gezmediğimiz başka yaylalara doğru yönelmek istedik. Aslında, kanımca belli başlı ve gerçekten çok güzel olan yaylaları gezdik. Hatta Arsiyan yaylası gibi birçok yaylacının bile gitmediği yaylalara 2 kez gittik. Ancak insan kendisine bu işin bir sonu da gelecek mi diye sormadan edemiyor, çünkü önümüzdeki bir yazıda paylaşacağım gibi sözgelimi Macaheldeki İhtiyarlar korosu gibi gerçekten çok değişik kültürel faaliyetlere biz pek rastlamadık. Hatta bu kadar gezmemize karşın yayla şenliklerine bile denk gelemedik. Böyle olmasa bile günlük yaşamda kültürel dokunun giderek yok olduğunu yayla ve o bölgedeki köydeki insanlarda açıkça görebiliyorsunuz. Örneğin, biz Sidiksa dışında hiçbir yerde geleneksel kıyafetlerin günlük kullanımda olduğunu görmedik. Sürmene’de peştamal bağlayan kadınların ve Rize’nin çok tipik başörtülerinin de hakkını vermek gerek. Geçtiğimiz günlerde Kastamonu Azdavay’a yaptığımız seyahatte bu tesbitimizin ne kadar doğru olduğunu gördüm. Çünkü bölgedeki kadınların üzerlerindeki geleneksel kıyafetler göz kamaştırıcı şekilde rengarenkti ve genci yaşlısı bunları kullanıyordu. İnan olsun, Azdavay’da gördüğümüz kıyafetler sanki Vogue’da basılmış bir sayfa gibiydi. Karadeniz’in doğusunda vardı kıyafetler şüphesiz ama bu güzelim kıyafetler sadece şenliklerde kullanılmak üzere bütün seneyi naftalinli hurçların içinde bekliyordu. Yani diyeceğim, kıyafetiydi, şenliğiydi, doğasıydı, bitki örtüsüydü derken bu yayla işine başlayınca bitirme noktasının tam olarak nerede olduğunu Karadeniz yaylalarını gezdikçe bilemiyorsunuz. Biz henüz bitiremedik.
Arabamızla Ordu’ya doğru giderken daha önceden gitmemiş olduğumuz ve türkülere konu olmuş Sis dağını görmeyi istedik. Hava sıcak ve açıktı. Sis dağı, Giresun ili Görele ilçe sınırlarında bulunuyor. Aslında Trabzon-Giresun illeri sınırında bir yerde. Sis dağı Doğu Karadeniz sıradağlarının bir uzantısı ama sakın yavru Kaçkar zannetmeyin. Biz sahilden yaklaşmak durumunda kaldığımızdan, oraya ulaşmamız sanırım 1.5-2 saat kadar aldı, çünkü yollar birçok yayla yolu gibi virajlı ve deniz seviyesinden ortalama 2100 m tırmanıyorsunuz. Biz Trabzon Vakfıkebir yolunda, Sisdağı, Erikbeli, Kadırga sapağından saparak oraya ulaştık (Şekil 1). 
Şekil 1. Sis dağına çıkarken yolda yerleşim alanları.
     Temmuz ayında bu yaylada şenlikler yapılmasına karşı, bizim gittiğimiz tarihlerde maalesef şenlik yoktu. Sadece o kadar da değil, oldukça tenhaydı. Sis dağının arka bölgelerine doğru baktığımızda, yan yana birçok oba görülebiliyordu. Bunlar benzer mimari özelliklere sahip tek veya iki katlı betonarme ve saç çatılı yayla evlerinden oluşuyordu (Şekil 2). Önce bu bölgeye doğru gittik. Yaylacılar vardı ama çok fazla değildi.
Şekil 2. Sis dağının arkasındaki uzayıp giden obaların evleri.
Sis dağı bir milli park olarak korunmaya alınmış ama statüsü nedir bilemiyorum. Sis dağının yamaç bölgesine yaklaştığımızda sereserpe güneşlenen bir grup koyundan başka sadece birkaç kişi vardı (Şekil 3). Bizim mütevazi grup, ortada şenlik olmamasına karşın geldiğimize mutluydu (Şekil 4). Bu genişçe olan dağın sırtında biraz dolaşıp, oradan ayrıldık. Biz oradayken ortada sis yoktu ama sisin dik olan yamacın alt kısmından yukarı doğru çıktığını sonradan aşağıya doğru indikçe görebiliyorduk (Şekil 5). Ben gezdiğimiz yaylalar arasında bu yaylaya zorlanarak 10 üzerinden 4 verdim. Bir de şenliklerde görmek gerek, belki düşüncem değişebilir.
Şekil 3. Sis dağından karşı yamaca bakış.
Şekil 4. Ekip.
Şekil 5. Sis dağı.  








6 Şubat 2016 Cumartesi

Rize/Altıparmak Dağları

Altıparmak dağlarına seyahatimiz aslında bir önceki sene (2014) Bora ile seyahat planımızın içindeydi. Artvin Yusufeli bölgesinde gezerken Altıparmak dağlarının eteklerine kadar gitmiştik. Büyüleyici, öylesine büyüleyici bir güzelliği olan bir yer. Özellikle Barçal çayının olduğu bölgede küçük pansiyonların işgal ettiği yer dışında, eteklere doğru çıktıkça insan tarafından bozulmamış birçok yer ilginçtir ki hala bulunuyor. Son derece bakir olan Altıparmak etekleri, sıklıkla tohum veya böcek çalmak için cirit atan yabancı turist görünümündeki hırsızlar dışında pek de yerli turisti göremeyeceğiniz bir bölge. Peki neden gidememiştik biz buralara? Rize’nin dağlık bölgelerinde çok çabuk değişen hava koşullarından dolayı tabi ki. Dolayısıyla blogda bu konuda yazı eksik kalmıştı.

21 Mayıs 2015 Perşembe

Rize/Çat Köyü ve Elevit Yaylası

    

      Uzun bir süredir sizlerle paylaştığım Karadeniz bölgesine ait yazılarımın sonuna yaklaşmış bulunuyorum. Karadeniz'i 70.000 km kadar gezdim ama buraları pek de bitecekmiş gibi görünmüyor. Yine de önümüzdeki aylardan itibaren bu bölgeye ait çok daha az yazıyla karşılaşacaksınız.
      
   Şimdi kaldığımız yerden devam edelim... Zilkale’den çıktıktan sonra Elevit yaylası, Çat köyü ve ters yönde ise Palovit yaylasını gösteren bir tabelayla karşılaşıyorsunuz. Biz Palovit yaylasına gitmedik. Bana manzara olarak Yukarı Kavrun yaylasından çok da çekici gelmediği için programımıza almamıştık. Yol Zilkaledeki gibi arnavut kaldırımı ama hafiften bozulmakta/değişmekte olduğunu görüyorsunuz (Şekil 127).

22 Şubat 2015 Pazar

Rize/Ovit Yedi Göller

Bu yazıyı okuduğunuzda diğer yazılarımdan farklı olarak hem çok kısa olduğunu göreceksiniz hem de gitmiş gibi olmaktan ziyade sadece “birazcık” ucundan görmüş gibi olacaksınız. Çünkü, yazıda geçen yerin yol tarifini burayı koruyabilmek adına vermeyeceğim.

14 Kasım 2014 Cuma

Rize/Yukarı Kavrun Yaylası ve Kaçkarlar

            
     Arhavi’deki Mençuna şelalesinden ayrıldıktan sonra çabucak gece konaklayacağımız Ayder yaylasının üstünde bulunan yukarı Kavrun yaylasına doğru yola koyulduk.

25 Ekim 2014 Cumartesi

Artvin/Şavşat: Yaylaların şahı Arsiyan Yaylası


Yazının hemen başında belirtmek isterim ki bu konuma kadar nasıl geldiğimizi “Şavşat:Karagöl ve Balık Gölü” başlıklı yazımızda görebilirsiniz. Arsiyan yaylasına gerçekten gitmek isteyenler için -özellikle yolu kaybetmemek açısından- faydalı olacağını düşünüyorum. Bu yazıyı aslında Karagöl ve Balık Gölü yazısıyla birlikte yazmıştım. Ancak, yazı uzun olduğu için okuyucu sıkılmasın diye ikiye bölmek durumunda kaldım. Kaldığımız yerden devam edelim...

4 Temmuz 2014 Cuma

Bursa/Alaçam Köyü: Bulutların Üstünden Uludağ'ın Göllerine




     2014 yılı Haziran ayının üçüncü haftasında ağırlıklı olarak Rize Kaçkarlar ve Artvin’in yaylalarına planladığımız seyahatimizi aniden gelişen hava muhalefeti sebebiyle yarı yolda kesmek zorunda kalınca, onca zamandır özlemle beklediğim yere yine gidememiş oldum.